Herkese Merhaba
İlk gönderimin bir kitap olmasını istedim.
Geçenlerde okumakta çok geç kaldığımı fark ettiğim bir kitabı okudum.
Jean Paul Sartre, Bulantı.
Bu kitabı herkes hayatında bir kere eline alıp geri bırakmıştır mutlaka.En çok duyulan görülen kitaplardan biridir.Hatta Ankara'da asla aradığınız şeyi bulamadığınız korsan kitap sanayisinin batmayan güneşi Olgunlar Sokak'ta bile rastlamıştım bir keresinde ama nasıl olduysa ben bir şekilde bu kitabı bir türlü okuyamadım. Geçen haftaya dek.
Bulantı...
Bulantı benim ilk Sartre deneyimim oldu , bir çok insan gibi benim de okuduğum ilk Sartre kitabı unvanını kazandı.
Ben okuduğum kitapların yazarlarının kısa öz geçmişini okumayı severim. Yazar kim? nerede yaşamış ? neler yapmış ? yazmaya nasıl başlamış ? başına neler gelmiş ? Bu tarz şeyleri merak ederim ve kitaplardaki olaylarla yazarların yaşamındaki olaylar arasında bağlantılar kurarım. Cümleleri ve seçimleri sorgularım . Acaba x karakterinin bu şekilde davranmasının sebebi neydi? Bu sebepleri yazarların yaşamlarında ararım.
Jean Paul Sartre bildiğimiz gibi Fransız düşünür ve yazar. Sartre denilince akıllara ilk
egzistansiyalizm geliyor yani
varoluşçuluk.Varoluşçuluk popüleritesini Sartre ile kazanmış bir düşünce akımı çünkü Sartre bu akımı felsefi,siyasi bir biçimde ele almış ve uygulamaya koymuş bir aydındı.
Sartre'ın Bulantı isimli kitabı Sartre'ın varoluşçu felsefesini ifade eden bir eser.
Sartre'ın varoluşçuluğuna göre insanın içinde bulunduğu durum ve yapacağı tercihler onun varlığını belirler. Yani "varoluş özden önce gelir" İnsan önceden bir öze sahip değildir, kendi varoluşunu şekillendirerek öze ulaşır.İnsan yaşamı boyunca kararlar vermek zorundadır,işte bu kararlar insanın varoluşunu gerçekleştirmesidir.
Sartre'ın varoluşçuluğuna bağlı olarak Bulantı kitabında dünyanın gerçekliği insana bulantı verir çünkü dünyanın gerçekliği öylece durur,anlamsızdır.Bilinç ise varlıktır ve hiçlikte ortaya koyulur. Sartre'a göre hissedilen bu bulantı hissi,kişinin varoluşunun doğurduğu anlamsızlıktan sıyrılmasını sağlar ve onu bilinçli bir varlık olma konumuna getirir.
"hepimiz şurada oturmuşuz o değerli varoluşumuzu sürdürmek için yeyip içiyoruz oysa var olmaya devam etmemiz için hiçbir ama hiçbir neden yok."
Sartre'ın Bulantı adlı eserinin Can Yayınlarından çıkan basımını Ankara Kızılay'daki Adnan Ötüken Kütüphanesinden ödünç aldım.
İlk başta kapaktaki çizime bakınca bana sıkıcı ve bunaltıcı geleceğini hissettiğim bu kitabı okurken, derin bir felsefe içermesine rağmen hiç zorlanmadım, hatta fazlasıyla akıcı bulduğumu söyleyebilirim.
Kitabı okumadan önce varoluşçuluğa dair bu kadar yoğun söylemler bulunduran bir eser okumamıştım ya da okuduğumu fark etmemiştim. Cümleler kayıp giderken ister istemez kendi varlığınızı, dünyanın gerçekliği ya da sizin gerçek bildiğiniz bilinci , varlığınızı yeniden yeniden yeniden oluşturduğunuz saliseleri,aldığınız kararları ve yaşamınızın yapaylığını ister istemez sorguluyorsunuz. Sartre betimlemelerle dünyanın yapaylığını size gösterip Antoine Roquentin'in empatlığını yaptırıyor. Söylemleriyle resimler çizerek midenizi bulandırıyor ,cümleler geçtikçe düşünceler içerisinde kayboluyor ve kusma isteğinize hakim olmaya çalışıyorsunuz.
Eğer varoluşçuluğa ilgi duyuyorsanız ya da duymuyorsanız Sartre'ın Bulantı kitabı sizin için derin bir felsefi görüşe giriş kitabı niteliğinde olacaktır.